Güzel Sanat Eserleri

FSEK’na göre bir eserin güzel sanat eseri olarak kabul edilebilmesi için estetik değere sahip olması gerekmektedir.

Her türlü resim, heykel, minyatür, desen, süsleme sanatı, el işleri, küçük sanat eserleri, tekstil ve moda tasarımları, fotoğraf veya mimari eserlerin estetik değere sahip olması gerekir.

FSEK 4. Maddesinde yer alan estetik değer kavramı somut güzellik algısı her insan bakımından farklılık göstermektedir. Burada güzel sanat eserinin estetik olgusu, herkesçe beğenilip hoşlanılan, maddi veya gayri maddi değer biçilebilen bir anlam taşımasına gerek yoktur. Bu nedenle söz konusu eserin kişiler nezdinde farlılık gösterecek olan güzellik algısı eserin eser veya sanat niteliğine zarar vermeyecektir.

Hukuki koruma objektif ölçütlerle sağlanabilecek bir kavramdır. Hukuk güvenliğinin doğal bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla eser sahibinin kendi somut güzellik ölçütlerine göre ve hususiyetini yansıtacak şekilde meydana getirdiği eseri hukuki anlamda güzel sanat eseri olarak kabul edilecektir.

Estetik kavramı sadece güzel sanat eserleri için bir koruma şartı olarak karşımıza çıkan bir kavramdır. Bu nedenle görsellik taşıyan bir eser her halde estetik değere sahip olmayacaktır. Dolayısıyla güzel sanat eseri olan eser, insanın yalnızca maddesel olarak insanın gözüne değil doğrudan sanat duyusuna da hitap etmesi gerekir.

Güzel sanat eserlerinin ayrıca bir vasfı da bedi yani özgün olmasıdır. Özgün olmasından kastedilen ise eser sahibinin meydana getirdiği eser üzerinde hususiyetinin bulunmasıdır. Hususiyet kavramı, sanat eserlerinde olduğu kadar ilmi eserler bakımından da bulunması gereken bir özelliktir. Bir ilmi eserdeki bilimsel ve teknik nitelik eser sahibinin o esere katmış olduğu hususiyetle paralellik göstermektedir. Fotoğraf üzerinden örneklendirme yoluna gidilecek olursa hem bilimsel hem de estetik değer katan hususiyeti bir arada bulunabilecektir. Dolayısıyla eser hem bilimsel hem de estetik değerleri aynı anda taşıyarak güzel sanat eseri ve bilimsel eser olarak kabul edilebilecektir.

Farklı eser türleri bakımdan eserin hususiyetinin hangi noktada olduğu ancak uzman tarafından belirlenebilecektir. Öyle ki güzel sanat eserlerinde uzman, eser sahibinin hususiyeti neticesinde şekillenen estetik unsuları belirlemektedir. Sıradan bir izleyici ise estetik nitelikler taşıyan bir eserdeki mevcut güzel sanat unsurlarını ayıklamaktan ziyade bakış açısıyla eserden yararlanma ve haz almaya yatkın olacaktır. Yargıtay bu hususta uzman ve bilirkişi yönlendirmelerine ihtiyaç duymaktadır. Mimari eser bakımından hususiyet kavramı herkesçe görülebilen genel görünümde aranan bir kavramdır. Mimari yapının dışında ya da iç kısmında olabilecektir.

Estetik değere sahip olmadığı için güzel sanat eseri olarak koruma kapsamına girmeyen bir eser gerek telif hukuku gerek tasarım hukuku gibi özel hükümler veya haksız rekabet hukuku gibi genel hükümler vasıtasıyla hukuken korunabilmesi mümkün olacaktır.