Yabancı Mahkemede Verilen Boşanma Kararının Tanınması ve Tenfizi

Eşlerin iradelerine dayanılarak evlilik birliğinin sona erdirilmesine boşanma denir. Yabancı unsur taşıyan hallerde yabancı bir mahkemede verilen boşanmanın Türk Hukukunda da geçerli olabilmesi için bir takım şartların mevcut olması gerekmektedir.

Tanıma ve Tenfiz Nedir?

Devletlerin egemenlik hakkının bir yansıması da birbirleri üzerinde zorla mahkeme kararlarının uygulamasının engellenmesidir. Uluslararası sözleşmelerle hükme bağlanmadıkça her devlette verilen mahkeme kararı sadece o ülke için hüküm ve sonuç doğuracaktır. Ancak uluslararası ilişkilerin artması yargı yetkisini genişletmiş ve önceden belirlenmiş koşulların varlığı halinde başka ülkenin yargı kararları tanınır hale gelmiştir.

Tanıma, yabancı mahkeme kararlarının kesin hüküm niteliğinde başka bir ülkede kabul edilmesidir. Tenfiz ise yabancı bir mahkeme ilamının kesin hükmünün bir sonucu olarak icra kuvvetinin bulunup kamu gücünü devreye sokabilmesidir.

Yabancı Mahkemede Verilen Boşanma Kararının Tanınması ve Tenfizi

Boşanma bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu nedenle herhangi bir icra işlemine gerek duymadan kararın kesinleşmesinden itibaren hüküm ve sonuç doğurur. Dolayısıyla yabancı bir mahkemede verilmiş olan boşanma kararı için tanımanın mevcut olması yeterli olacaktır. Ancak boşanma davası içerisinde eda kararı bulunursa burada da tenfizin mevcut olması gerekecektir. Eda davaları, davalının mahkeme kararı sonucunda bir şeyi vermeye veya yapmaya ya da yapmamaya mahkum edilmesidir. Boşanma anlamında eda hükmün karşımıza tazminat, nafaka, varsa çocukların teslimi gibi haller olarak karşımıza çıkacaktır.

Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar. Falih Rıfkı Atay

Tanıma ve Tenfizin Şartları Nelerdir?

MÖHUK 50. Maddesi yabancı mahkemelerde hukuk davalarına ilişkin verilmiş ve o devlet mevzuatlarına göre kesinleşmiş kararların Türk Hukukunda icra kabiliyetlerinin olabilmelerini tenfiz kararına bağlamıştır.

MÖHUK 54. Maddesi yabancı mahkemede verilen kararın o ülke ile Türkiye arasında hukuki ve fiili bir karşılıklılığının bulunması gerekir şeklinde düzenleme getirmiştir. Yargıtay karşılıklılık konusunda yabancı devlet ile Türkiye arasında anlaşma veya fiili bir durumun bulunmaması halinde tenfiz edilemeyip kararın kesin hüküm ve kesin delil olarak kabul edilemeyeceğini savunmaktadır.

Yabancı mahkemede verilen karar Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi dışında olmalıdır ve yabancı mahkeme kendini aşırı yetkili görmeyerek karar vermelidir. Münhasır yetki, davanın sadece Türk mahkemeleri vasıtasıyla görülmesini amaçlayan temelinde kamu düzeni olan kurallardır. Münhasır yetki kuralının getirilip getirilmediği kuralın ifadesinden ve konulma sebebinden anlaşılabilecektir.

Yabancı mahkemede verilen kararın kamu düzenine aykırı olmaması gerekir. Kamu düzeninden anlaşılması gereken bir toplumun belirli zaman dilimi içerisinde sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi, ahlaki ve hukuki açıdan temel yapısını belirleyen ve bunları koruyan kurum ve kurallarıdır. Kamu düzeni her toplum için farklılık göstermektedir. İç hukuk ve uluslararası hukuk anlamında da farklılıklar göstermektedir. İç hukuk için daha geniş tutulmuşken, uluslararası hukuk anlamında daha dar ve sınırlıdır.

Yabancı mahkemede verilen kararın davalının savunma hakkına uyularak verilmiş olması gerekir. Yani yabancı mahkemede açılan davanın usulüne uygun olarak açılması, usulüne uygun tebligat yapılması, delillerin toplanması, hükmün verilip kesinleşmesi yabancı mahkemenin tabi olduğu hukuk sistemine uygun olması gerekir. Eğer kişi usulüne uygun olarak mahkemeye çağrılmamışsa, mahkemede temsil edilmemiş yahut kanuna aykırı olarak gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmişse burada savunma hakkına uyularak karar verilmediğinden dolayı kararın tanınması ve tenfizi mümkün olmayacaktır.

MÖHUK 52. Maddesi tenfiz isteminde bulunulabilmesi için hukuki yararın varlığını aramaktadır. Yargıtay hukuki yararın varlığını her somut olay için hakimce değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Yabancı mahkemede verilmiş boşanma kararının tanınmasında tanıma talebinde bulunularak tanıma talebini içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğ edilmesi ve duruşma günü belirlenerek basit yargılama usulüne göre inceleyip karar verilmesi gerekir. Duruşma açılmadan ve karşı tarafa savunma hakkı verilmeden tanınmanın kabulü hukuka aykırı olacaktır. Eğer tanınma söz konusu olduysa burada boşanma yabancı mahkemenin kesinleştiği tarihten itibaren geçerli olacaktır. Bu tarihten itibaren eşler boşanmış sayılarak tarafların evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri ortadan kalkacaktır.