Konuşmaların Kaydedilmesi

Ceza Muhakemesi Kanunu 135. Maddesi iletişimin tespiti, denetlenmesi ve kayda alınmasını düzenlemektedir.

Bu halde bir suç neticesinde yapılan soruşturma ve kovuşturmanın bulunması kuvvetli şüpheler neticesinde suçun işlendiğine ilişkin somut delillere dayanılan bir durum varsa; herhangi bir başka şekilde delil elde etme imkânının bulunmaması, işlenilen suçun iletişimin denetlenmesine tabi olacak suçlardan birisi olması halinde ağır ceza mahkemesinde oybirliği veya gecikmesi halinde sakıncanın bulunacağı hallerdeyse cumhuriyet savcısının kararıyla CMK 135. Madde uygulama alanı bulmaktadır. Kanunda yer alan şartların varlığına rağmen mağdur ya da müşteki gerek yüz yüze yaptığı gerek telefonla yaptığı konuşmaları kaydedip bu konuşmaları kaydedip konuşma kayıtlarını adli makamlara delil olarak sunulması mevcut kayıtların hukuka aykırı olup olmadığı hususu tartışma konusu olmaktadır.

  • Mağdur ya da müştekinin yapmış olduğu kaydı hukuka uygun kabul eden görüşlere göre, Yargıtay telefon aracılığıyla işlenen hakaret ve tehdit gibi suçlarda suçun içeriğinin tespitinde konuşmakla birlikte tükenmiş olduğundan tespitin imkânsızlaşacağından yalnızca müşteki beyanına dayanarak mahkûmiyet kararı verilemeyeceğini savunmaktadır. Bu nedenle hakaret ve tehdit gibi suçların takipsiz kaldığını belirtmek gerekir.

CMK 135/8 maddesi katalog suçlara yer vermiştir. Bu katalog suçlar kapsamında iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi mümkün olacaktır. Ancak tehdit, cinsel taciz, hakaret, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma gibi suçlar genelde telefon aracılığıyla işlenmektedir. Burada CMK 135/8 maddesinde yer alan katalog suçlardan olmadıklarından dolayı iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi şeklinde delil elde edilemeyecektir.

TCK 132. Maddesi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna değinmektedir. Maddenin gerekçesindeyse “ telefon konuşmalarıyla ilgili olarak bu kayıtların savcılık veya mahkemeye verilmesi duruşmada açıkça dinlenmesi veya okunmasının suç oluşturmadığını, ancak henüz soruşma aşamasındaysa kişilerin arasındaki hukuka uygun bir şekilde kayıt altına alınmış olsalar dahi yayınlanmaları (televizyon veya gazete vb.) suç olacaktır.” şeklindedir.

Mağdurun kendisine karşı işlenen suçu ortaya çıkarmak amacıyla telefon görüşmelerini kaydetmesi halinde suç işleme kastının olmadığı, kişinin kendisine karşı işlenen suç hareketine karşı delil toplama niteliğinde eylemde bulunduğu dolaysıyla suç oluşturmayıp delil olarak mahkemede kullanılabileceği savunulmaktadır.

  • Mağdur ya da müştekinin yapmış olduğu kaydı hukuka aykırı olarak kabul eden görüşlere göre Anayasa 38. Maddesi yasaya aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kabul edilemeyeceğini ifade etmektedir. Burada da delilin kim tarafından elde edildiğinin önemli olmadığından bahisle, hukuka aykırı delille farkının bulunmadığı savunulmaktadır. Diğer görüşlere göre de TCK gereği başkasının konuşmalarının kaydedilmesi kural olarak suç olduğunu, dinleme ve kayda alma işlemi için de mutlaka hakim kararının gerekli olduğu için yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu savunulmaktadır.

Ayrıca belirtilmelidir ki konuşma taraflarından birisi daha önce konuşmanın dinlenmesine rıza göstermişse yapılan eylem hukuka uygun hale gelecektir. Böylece uygulamada şantaj suçlarından veya gizli bilgiler veren muhbirlerin konuşmalarının dinlenmesi ya da kaydedilmesi hukuka uygun hale getirmekte önem taşıyacaktır.

Sonuç olarak farklı görüşlerin bulunmasına rağmen müşteki veya mağdurun cep telefonlarıyla yapılan görüşmeleri kayda alması ya da ortamda yapılan konuşmaları kayda alması hukuka ayrılık teşkil edecektir. CMK 135. Maddesi de iletişimin dinlenmesi ve kayda alınmasını şartlara bağlamıştır. Bu şartların da yerine getirilmesini adli makamlara yüklemiştir. Mağdur veya müşteki CMK 135. Maddesindeki şartları ya da katalog olarak belirtilen suçları dikkate almazsa bu eylemi hukuka ayrıcı olacaktır.